‘KONUK ŞAİR’ Kategorisi için Arşiv

BÜYÜK HÜNER

Yayınlandı: Ekim 3, 2011 / KONUK ŞAİR

İnsanları sevmek kolay değil,
bir hürriyet bu çetindir memleketimde.
Ben ille varım dersen bir gün pusuya düşersen,
insanları sevmek büyük hüner.
Bu dünyada yaşadığın şu kadar yıl, gerçekten,
güzellikten,
yiğitlikten payına düşeni alabilmişsen,
vermişsen payına düşeni gerçek için,
güzellik için,
korkusuz direnirsin.
 
 
Bilirsin, bir kere korku düşerse adamın içine, bir kere koparsa sevdiklerinden, mümkünü yok gitti gider.
Söner gözlerinde güzelim ışık kararır,
çirkinleşir yüzü önceleri utanır belki sonra vızgelir umurumda olmaz dünya.
 
İnsanları sevmek büyük hüner insanlarla beraber.
 
 
ARİF DAMAR

SEVDA’NIN ŞİİRİ

Yayınlandı: Ağustos 25, 2011 / KONUK ŞAİR

 

Bitmeyen sevdanın terk edişine pansuman ise kavga
Bilirim ki kovsan da aslında hiç gitmemiş o sevda
Can vermiş, kan dökmüş ki aslında çiftken yek olmuş
Yek olmanın kaidesidir, ellerini tutmuş
Tek olmuş aşkın meydan savaşlarında
Düşmüş tüm kaleler siperler
Gururdan, cesaretten, umuttan askerlerin serilmiş bir bir yüreğinin ortasında
Sığınacak bir kapı kalmış yıkıntılar içinde
Kapalı, anahtar yok
Bağırırken, meydanda vuruşmaya çağırırken ‘gerçek’
Bir yerinde bir yara var
Akıyor, kan yok
Tutunacak bir dal vardı şuralarda
Kalbin baştan sona yangın yeri
Yükseliyor gökyüzüne ateş, su yok
Vururken Gerçek’in askerleri kalkanlarına kılıçlarını
Ellerin boşta, ellerin toprakta, ellerin saçlarında, ellerin yaranı aramakta
Ellerin boşta, tutan yok
Giden çoktan varmış Gerçeğin safına
Sevdaya düşen,
Koşmak,
çarparak öksüzlüğüne içinden geçmek belki
Uçurumdan süzülürken özgürlüğüne

SEVDA EĞER

23/08/2011

KOŞARADIM

Yayınlandı: Temmuz 26, 2011 / KONUK ŞAİR

Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
Toprağı rüzgârı denizi göğü
O her zaman bir insanla anlamlı
Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
Ve ucuz korkuların kör kuyularına
Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.

Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
Kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
Unuttunuz başkalarının acısını duymayı
Küçük çıkarların büyük kurnazları
Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
Dışa vurmayı duygularınızı
Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.

Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-Ki bu en büyük kötülüktür size-
Yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
Denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
Gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
Uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz.
Sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
İnsanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
Anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
Ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
Bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
Koşaradım
Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde..

ŞÜKRÜ ERBAŞ

BİZİM SENLE HUKUKUMUZ VAR!

Yayınlandı: Haziran 7, 2011 / KONUK ŞAİR

Bizim senle hukukumuz var. Avukatımız var. Suçumuz var.

Bizim senle bir ömrü paylaşmaya andımız, bu andı çiğneyip içyüzümüzü ifşa eden ihanetlerimiz, birbirimizi kolayca harcamanın lüksü, bu lükse sığan baş önde boş boş oturuşlarımız var.

Konuşamayışlarımız, hiçbir şeyi açıklayamayışlarımız, kaçıp gitmeyi erdem sayışlarımız var. Umutmuş, bir şans daha vermeklermiş, özürlermiş, lütfen unutlarmış: Zaaf Zaaf! Bunlar evrim zaafı! Ben kin tutmayı aşktan daha yüce bilirim.

Aşk acısı silinir, kin mezara kadar!

Sadece hümanist olacak kadar düşük değil IQ seviyem!

Bu gece alkolle sabahla; ona de ki: Ben kanıma kırmızı rengi veren kişiyi kaybettim…

Bu gece hüzünle sabahla; ona de ki: Ben bedendeki mıknatısın büyüsünü bozdum…

Bu gece iğrenç bir korku filmiyle sabahla; ona de ki: Kabuslarımın orta yerindeki tek güzel mabedin kapısına sıçtım!

Bu gece imla kurallarına uyulmuş edebi bir intihar mektubu ile sabahla; ona de ki: Farkındayım, ölsem, cesedimi gerçekten teşhis edebilecek tek insan odur; ceset de olsam, hainim hâlâ!!!

Ne mutlu sana

“Küçük iskender”

ACININ MİLADIYLA

Yayınlandı: Haziran 2, 2011 / KONUK ŞAİR

Acının miladıyla başlayan bir hikayedir bu
yaşayıp gelmişiz ormanlar bir yanarak
her dönemeçte uğultulu uçurumlar
her şafakta uzun uzun kurt ulumaları
Ey masalcı
otur şu geyik postuna
ve anlat şimdi bütün bunları

Önce yaşadıklarımızı koy ortaya
hatamızı ve sevabımızı anlat
görelim nelere kahretmişiz bunca zaman
nelere göğüs germişiz görelim bir bir
bedeli ödenmiş midir şafağın, bilelim
yaşamak
yeni acılara sürgün etse de bizi

Hayatımız göründüğü kadar basit değil
ama anlaşılmaz gibi de değil öyle
çoğunu unuttuk belki şimdiden
belki bitti birtakım bekleyişler
umutlar da bitti bir zaman, sevgiler de
ama unutmayalım
zulüm de biter hayatımızda

AHMET TELLİ