‘GÜNCEL’ Kategorisi için Arşiv

 

Televizyon dizisi “Behzat Ç.”nin sinema versiyonu “Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm” galası İstinye Park Sinemaları’nda yapıldı. Terör olayları ve Van depremi nedeniyle galaya gelenlere siyah kurdela dağıtıldı. Erdal Beşikçioğlu “Adam Film üzerine düşeni yapacaktır. Gösterimin yapılacağı ilk gün gişe gelirlerinin kendi üzerine düşen payını bağışlayacaktır. Bunlar Van’daki depremde zarar gören ailelere gönderilecek” diye konuştu.

Galanın bu dönemde yapılmasına getirilen eleştirilere üzüldüğünü belirten Beşikçioğlu “Ertelemeyi düşündük, ancak ortada bir ürün var ve biz de bu ürünü göstermeye geldik, eğlenmeye gelmedik” dedi.

19 ilde deprem denetimi konusunda ihmali olan 300 yapı denetim şirketi kapatıldı. Kiralık diploma kullanan sözkonusu şirketlerin, denetimleri kağıt üstünde yaptığı belirlendi. Bu şirketlerin hayatta olmayan mühendisleri de personel olarak gösterdiği öne sürüldü.
Van’da büyük yıkıma neden olan deprem, ihmal iddialarını da gündeme getirdi. “Özel yapı denetim şirketleri”nin birçok usülsüzlük yaptığı iddia edildi.
Star Gazetesi’nde yer alan habere göre; şirketlerin yüzde 90’ının, denetimleri kağıt üzerinde yaptıkları belirlenirken, yaklaşık 300 yapı denetim şirketi de usulsüzlükler nedeniyle kapatıldı.
Yapı denetimlerinde hayatını kaybeden “mühendislerin” bile şirketler tarafından denetimi yapan sorumlu kişi olarak gösterdiği belirlendi. Binaların deprem testlerinin özel şirketler tarafından yapılmasına ilişkin yasa, 13 Temmuz 2001’de Resmi Gazete’de yayınlandı.
Aralarında Ankara, İstanbul ve İzmir’in yer aldığı 19 ildeki yapıların deprem testlerinin yapı denetim şirketleri tarafından yapılması öngörüldü. Yasa kapsamında, 2001-2010 arasında yaklaşık 900 yapı denetim şirketi kuruldu. Şirketlerin denetimi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verildi. Gelen yoğun şikayet üzerine son 5 yılda şirketleri yoğun denetimden geçiren Bakanlık müfettişleri, yaklaşık 300 yapı denetim şirketini usulsüzlükler nedeniyle kapattı.
Müfettişlerin hazırladığı raporlarda, şirketlerin yüzde 90’ının mühendisleri, “diploma kiralama” şeklinde çalıştırdığı ve mühendislerin de, boş denetim formlarını imzalayarak, şirkete verdiği tespit edildi.
Deprem denetim formunun altında imzası bulunan bazı mühendislerin hayatını kaybettiği de saptandı. Deprem testi için laboratuarlara giden betonların da, inşaatlarda kullanılan betonlar olmadığı yine bu incelemelerde tespit edildi. Denetim şirketlerinde, 80 yaşında mühendislerin çalıştırılması da dikkat çekti.
2011 itibariyle yapı denetim zorunluluğu 81 ilde uygulanmaya başladı. Van’da da 14 yapı denetim şirketi kuruldu. Son düzenleme ile, yapı denetim şirketlerine ödenecek ücret, bina bedelinin yüzde 3’ünden yüzde 1.5’e indirildi. Buna rağmen usülsüzlük sürüyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin bilgilerine göre, müteahhit ve vatandaşlar, bina bedelinin yüzde 3’ünü ödememek için, yapı denetim firmalarıyla anlaşıyor ve 3 bin liralık masrafın bin lirasını ödeyerek denetim raporunu alıyor.
Kaynak: Star Gazetesi

 

‘SON VASİYETİ ’TOHUM BANKASI’

Yayınlandı: Ağustos 5, 2011 / GÜNCEL
 
Can Yücel’in 12 inci ölüm yıldönümünde eşi Güler Yücel, şairin vasiyeti olan ‘Tohum Bankası’ projesini hayata geçirmek üzere harekete geçti.

Hayatının son yıllarını geçirdiği Muğla’nın Datça ilçesi, Eski Datça Mahallesi’ndeki evinde, her yıl 12 Ağustos’ta çeşitli etkinliklerle anılan usta şairin bu yılki ölüm yıldönümü, ailesi tarafından, vasiyeti olan ’Tohum Bankası’ projesine ithaf edilecek.

Can Yücel’in eşi Güler Yücel, yaklaşan 12 Ağustos anma törenleri öncesi yaptığı açıklamada, usta şairin hayatta iken kendisine üç vasiyeti olduğunu belirterek şunları söyledi:

“İlki, öldüğünde Datça’ya gömülmesi idi. Bu gerçekleşti. Şimdi, Onun dediği gibi ’Şu deniz gören mezarlığın orada’ bulunan kabrinde yatıyor. İkinci vasiyeti ise adının ’Karhaneye’ verilmemesi idi. Aklı evvel bir galerici adını resim galerisine vermek istemişti. Şiddetle karşı çıkmış, ’Karhaneye adımı vermeyin’ diye vasiyet etmişti. Gözünü para hırsı bürümüş ticari istismarcılara adının kullanılmasına hiç bir zaman izin vermedik. Bundan sonra da vermeyeceğiz.”

‘SON VASİYETİ ’TOHUM BANKASI’

Eşinin ölümünden önceki son vasiyetinin ise ’Tohum Bankası’ olduğunu anlatan Güler Yücel şu bilgileri verdi:
“Türkiye’nin kendi tohumlarının korunduğu, gelecek nesillere aktırılabileceği bir tohum bankası projesinin kurulmasını çok isterdi. Bugüne kadar bu vasiyeti gerçek olmadı. Türkiye’nin ilk yavaş kenti Seferihisar’da katıldığım bir tohum takasında bu vasiyeti gerçekleştirmek üzere girişim başlattım. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer de bu projeye olumlu yaklaştı. Bu yıl 12 Ağustos’ta yapılacak olan anma törenlerinin, tohum bankası projesi konusuna ayrılmasına karar verdik. Çok geniş katılımlı bilimsel bir toplantı olmasını arzuluyoruz. Türkiye’nin tohum konusunda önemli bilim adamlarından biri olan, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya, o gün tohum bankası ile ilgili konferans verecek.”

CAN YÜCEL’SİZ 12 YIL

Her anma yıldönümünde olduğu gibi bu yılda eşine mektup yazarak geleneği bozmayan Güler Yücel, Can’sız geçen 12 yılını anlattığı satırlarında şu görüşlere yer verdi:
“Güç geliyor, zor geliyor kırk yılı aşmış bir yaşanmışlık hakkında bir şeyler anlatmam. Tenimin sıyrıldığını hissediyorum. Zaten yaşam kendi başına bir yumak. İpin ucunu kaçırmamak için öyle bir dolanıyorsun ki yaşamın alıp götürüyor, savuruyor, dolanıyor. Sen de ipin ucunu tutmak için çabalayıp duruyorsun. ’Yaşam’ dediğimiz bu yumağı çözmesi zor. Zira sıradan bir yaşam değildi benimki. Tuhaf bir adamdı, tuhaf bir rastlantıydı karşılaşmamız, yaşamımız. Hiçbir şey sıradan değildi. Acayip gelebilir bazılarına ama bana göre çok anlamlı bir yaşamdı.

‘BİR DOĞA OLAYIYDI CAN’

Onun için olsa gerek, eskiden bana ’Can’la nasıl yaşıyorsun?’ diye sorarlardı. Benden nasıl bir cevap beklediklerini çok iyi tahmin ettiğim için bu tür soruları cevaplamaz, gözlerimi ufka daldırıp boş boş bakardım onlara. Şimdilerde ’nasıl bir şey onsuz yaşamak?’ diye soruyorlar. Yine cevap vermemeyi yeğliyorum.

Kolay mı bir doğa olayını anlatmak. Yağmurun damlalarını, toprağın kokusunu, meltemin esintisini, bir hortumun anaforunu, incir sıcağının yakıcılığını veya ayazın donduruculuğunu anlatmak ne kadar zorsa, Can’ı anlatmak da o denli zordur. Bir doğa olayıydı Can. Bütün duyuları ayakta, duygularıyla yaşar ve bir o kadar akıllı, coşkulu, heleCANlı, keyifli, sarsıcı bir yaşam. Bir o kadar da eğlenceli… İnandığını sonuna kadar savunur. Ve o kadar da doğru. Ve korkusuz.

‘ÖDLEK DEĞİLDİ’

Zaten yaşamında gıllıgışlı insanlar yanına yanaşamazdı. İnsanların ne menem olduklarını sezer, sezdiğini de onların yüzüne usturupluca söylerdi. Kimsenin arkasından konuşmaz, söyleyecek sözü varsa yüzüne söyler -hele kimi şairler gibi- öldükten sonra arkasından konuşmazdı. Ödlek değildi yani.

‘DÜŞÜNDÜĞÜNÜZÜ YÜKSEK SESLE SÖYLEYİN’

Son zamanlarda onu gerçekte hiç tanımayan insanlar, birilerine söylemeye cesaret edemedikleri şeyleri Can’a mal ederek söylüyorlar. Bugünlerde bazı insanların böyle bir cesarete ihtiyaçları olsa gerek! Hala hiç tanımadığım insanların bana telefon açıp ’bu durum karşısında Can Bey ne düşünürdü?’ diye sordukları oluyor. Ben de onlara ’ya siz ne düşünüyorsunuz?’ diye soruyorum, ’siz de düşündüğünüzü yüksek sesle söyleyin’ diyorum. ’Can ile aranızdaki fark bu.’ Çok ufak bir farkmış gibi görünse de, aslında derin bir ayırım.

Son zamanlarda dikkatimi çeken bir diğer husus da şu: Hangi kesimden olursa olsun insanlar, her türlü herzeyi yedikten sonra bir şairin mısralarına sığınıyorlar kendilerini aklamak için. Kolaysa eğer, şairler gibi yaşayın. Korkusuz, akıllı, dolanbaçsız ve kıvırtmasız!”

Kaynak: Radikal Gazetesi

 
 
 

HAWKING: ”CENNET DİYE BİR ŞEY YOK”

Yayınlandı: Mayıs 17, 2011 / GÜNCEL

Yaşayan en başarılı fizikçi olduğu herkesçe kabul gören Stephen Hawking, Guardian Gazetesine verdiği demeçte cennet hayalinin  bir mit olduğunu ve ölüm anından sonra karanlık bir bilinmezin bizleri beklediğini dile getirdi.

Dünyaca ünlü İngiliz fizikçi ve matematikçi Stephen Hawking, Guardian gazetesine verdiği özel röportajda ölüm, insanlığın gayesi ve ne kadar süre varolma şansı olduğuna dair görüşlerini paylaştı.

Stephen Hawking, röportajda insanları ölümden sonra hayat ya da cennetin beklediği inancının, ölümden korkan insanlar için peri masalı olduğunu söyledi.

21 yaşında tamamen felç olmasına neden olan motor nöron hastalığına yakalanan Hawking, “Beyni tüm bileşenleri çökünce çalışmayı bırakan bir bilgisayar gibi görüyorum. Son 49 yılımı, erken ölüm beklentisiyle geçirdim. Ölümden korkmuyorum ama ölmek için acelem de yok. Önce yapmam gereken çok şey var” dedi.

Hawking, 2010 yılında yayımlanan ve Amerikalı fizikçi Leonard Mlodinow ile ortaklaşa yazdığı “Grand Design – Büyük Tasarım” kitabında, evrenin varlığını açıklamak için bir yaratıcıya ihtiyaç olmadığını savunarak kimi dini çevrelerde büyük tepki uyandırmıştı.

Ünlü fizikçi röportajında “insanların yaşamlarını en iyi şekilde kullanarak Dünya’daki potansiyellerini tamamen yerine getirmeleri gerektiği ihtiyacına” vurgu yaptı.

Hawking, yarın Londra’da başlayacak iki günlük Google zirvesinin konuşmacıları arasında.

BBC Turkısh

MHP'li Didinmez'in eşi ilk kez konuştu
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili adayı Bülent Didinmez’in emekli öğretmen eşi Yasemin Didinmez, suskunluğunu bozdu.

Sözcü gazetesi’nden Saygı Öztürk’e kasetin ortaya çıkmasıyla büyük bir şok yaşadıklarım anlatan 3 çocuk annesi Yasemin Didinmez, şunları söyledi:

Bu olayın ortaya çıkmasıyla evimize, içimize ateş düştü. Evet, eşim şeytana uydu. Ama önemli olan nefsine hakim olmasıydı. Çocuklarımın soyadı kirlendi.
ALLAH’IN KAMERASI HEP AÇIK

Her şeyi affederim ama eşimin bu yaptıklarını asla affetmem. Allah kimseyi karşısına namus kiriyle çıkarmasın. O olaydan sonra eşimi görmedim de, konuşmadım da. Ancak, çocuklarımın babası olduğu için arkasındayım.

Allah’ın kamerası her zaman açık. Eşime bu tuzağı kuranların da bu dünyada ve öbür dünyada kasetlerinin ortaya çıkması için gece-gündüz dua ediyorum.

BAŞBAKAN’A BEDDUA EDİYORUM

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın makamına saygı duyuyorum. Ancak, bize yaşatılanların, bin katının Başbakan’a da yaşatılmasını diliyorum. Başbakan’a 24 saat beddua ediyorum.

“Genel Başkanımız sayın Devlet Bahçeli ne yaparsa, ne söylerse arkasındayız. Gereğini yaptı. İstifa kararı verdiğine göre haklıdır.

TÜRKİYE NİN EN ÇOK OKUNAN YAZARLARI

Yayınlandı: Mayıs 3, 2011 / GÜNCEL
Etiketler:

2010’da en çok kazanan yazar Hanefi Avcı

Hanefi Avcı, ”Haliç’te Yaşayan Simonlar”la 2010’da en çok kazanan yazar oldu.

2010'da en çok kazanan yazar Hanefi Avcı

Forbes Dergisi’nin 2010 yılı satış verileriyle oluşturduğu ”En Çok Kazanan Yazarlar” listesinde ilk 3 sırada Hanefi Avcı, Ahmet Ümit ve Elif Şafak yer aldı.

1,4 MİLYON LİRA GELİR KAZANDI

Derginin bu yıl dördüncüsünü yayınladığı ‘En Çok Kazanan Yazarlar” listesinin zirvesinde, geçen yılın en çok tartışılan kitabı ”Haliç’te Yaşayan Simonlar”ı yazan eski polis şefi Hanefi Avcı yer alırken, kitap 572 bin adet basıldı ve 14,3 milyon liralık satış hacmi yarattı. 20 yazarın yarattığı toplam cironun yaklaşık 4’te 1’ini yaratan bu kitap sayesinde Avcı 1,4 milyon lira gelir elde etti.

TÜRKİYE TUTUKLU YAZAR OKUYOR

Son kitabı ”İstanbul Hatırası” 150 bin adet basılan polisiye yazarı Ahmet Ümit’in bütün kitapları toplamda 318 bin adet basıldı. 5,4 milyon liralık ciro yapan Ahmet Ümit, 1 milyon 83 bin liralık telif geliri elde ederek 2010’un en çok kazanan romancısı ve en çok kazanan ikinci yazarı oldu.

Elif Şafak’ın toplamda 550 bin satış rakımına ulaşan ”Aşk” ve ”Firarperst” adlı kitaplarının 2010’da 100 biner basılması Şafak’ı 4,9 milyon liralık ciroyla üçüncülüğe taşırken, telif geliri, bu yıl 1 milyon lira oldu.

Hanefi Avcı, Ahmet Ümit ve Elif Şafak’ın kitaplarının toplam ciro içindeki payıysa yüzde 44,6 oranıyla 24,7 milyon lira oldu. En Çok Kazanan Yazarlar listesindeki 20 yazarın elde ettiği 8,1 milyon liralık telif gelirinin yüzde 43,7’sini de bu üç yazar paylaştı.

Geçen yıl ile karşılaştırıldığında bu yıl ilk 20 yazarın yarattığı ciro önceki yıla göre yüzde 40,5 artarak 55,9 milyon liraya yükseldi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı’nın yayınladığı istatistikler üzerinden FORBES Dergisinin yaptığı incelemeye göre 2010’da geçen yıla göre yüzde 11,4’lük artışla 34 bin 863 farklı kitap yayınlandı. 2000 yılında sadece 13 bin farklı kitabın yayımlandığı belirtilen incelemeye göre, sektör 10 yıl içinde yüzde 165 oranında büyüdü. 2010’da yayımlanan 570 romanın 300’ünün de ilk kitap olması dikkat çekti.

EN ÇOK KAZANAN YAZAR AVCI

Forbes Dergisi’nde yer alan en çok kazanan 20 yazarın isimleri sırasıyla şöyle:

”Hanefi Avcı, Ahmet Ümit, Elif Şafak, Turgut Özakman, Ayşe Kulin, İskender Pala, Canan Tan, Orhan Pamuk, Sinan Yağmur, Mehmet Baransu, Mustafa Armağan, Serdar Özkan, Ergün Poyraz, Mümin Sekman, Mustafa Balbay, Can Dündar, İpek Çalışlar, Nermin Bezmen, İlber Ortaylı, Nedim Şener.”

Kaynak: EN SON HABER